Genel Sevdiklerim/Sevmediklerim

Zindan Adası Film İncelemesi

Yazan : - 21 Temmuz 2018

Merhaba dostlarım. Uzun bir aradan sonra bir film incelemesinde bulunmak için buralara geri döndüm.

Öncelikle söylemem gerekir ki bu film ölmeden önce izlenecek filmler listenizde kesinlikle bulunmalı. Neden mi? Bunun nedenlerini elbette inceleyeceğiz fakat ondan önce izlemeyenler için filmin konusundan ve ana hatlarından biraz bahsederek başlayalım.

Başrol oyunculuğunu Leonardo DiCaprio’nun üstlendiği film 2010 yılında Oscar ödüllü usta yönetmen Martin Skorsese tarafından çekilmiştir. Skorsese’in DiCaprio ile çektiği 4.filmi olan Zindan Adası(shutter island) diğer çektikleri filmlere nazaran izleyicisinde daha büyük bir etki uyandırmıştır.Türü: gerilim,polisiye,drama olan bu film,izlerken bende en çok gerilim duygusu uyandırdı açıkçası.

Filmin konusunu size aktardıktan sonra bendeki izlenimlerini yazının ileri ki satırlarında dile getireceğim. Hadi şimdi konuya geçelim.

Filmin adından da anlaşıldığı üzere Zindan adası diye geçen ve içinde suçluları, Dünya’ya ve insanlığa büyük zararı dokunabilecek,tabiri caizse akıl hastası dediğimiz insanları bulunduran bir ada hapishanesi ve aynı zamanda akıl hastanesidir. Bu ada da görevli olarak psikiyatristler,polis,hasta bakıcılar bulunmaktadır. Adanın etrafı elektrikli tellerle çevrilidir ve hastaların kaçmasına neredeyse imkan yoktur. Fakat tüm bunlara rağmen Rachel Solando adında bir akıl hastası ortadan kaybolur. Olayı araştırmak üzere görevlendirilmiş iki FBI ajanı Teddy Daniels(Leonardo DiCaprio) ve Marshal Chuck Aule (Mark Ruffalo) Ashecliffe hastanesinin bulunduğu Zindan Adasına giderler. Fakat gün geçtikçe soruşturma içinden çıkılmaz bi hal almaya başlar. Öyle ki neler gerçek, neler hayal ürünü ayırt edilemez hale gelir ve kahramanımız Teddy kendini bi anda soruşturmanın asıl odak noktası olarak bulur. Şimdi bu satırdan sonra yazacaklarımı filmi izlemeyen ve spoiler yemek istemeyenler lütfen atlasınlar.

İzleyen dostlarım bilirler ki Teddy bi anda bi şeyler şüphelenmeye başlar. Ve ada da hastalara işkenceler edildiğine dair düşünceleri vardır. Her ne kadar kayıp kadın bulunduğunda adadan dönmek istese de bi türlü dönemez ve olayları daha çok irdelemeye başlar. Sürekli ölen karısının hayaliyle yaşamakta ve kendini onun hayaline kaptırmaktadır. Artık sadece uykularında değil,uyanıkkende görmeye başlamıştır onu. Kafası allak bullak olan Ted artık ortağından da şüphelenmektedir ve birilerinin tutulduğunu düşündüğü ama asla giremediği deniz fenerinin içine girmeye karar verir. Öyle kafasına koymuştur ki ortağının gitme ısrarlarına aldırış etmez. Fakat oraya gittiğinde görür ki fenerin içi bomboştur.  Hiçbir şey tahmin ettiği gibi değildir ve en üst kattaki odaya girdiğinde karşısında ortağı chuck’ı ve hastanenin psikiyatrısti Dr. John Cawley’i görür. Ve o sahneden sonra anlarız ki Ted aslında hastanede yatan bir akıl hastasıdır. Her şeyi kendi kafasında kurmaktadır. Kendisini oraya araştırmaya gelen bir ajan olduğuna inandırmıştır. Ortağı Chuck ise onun doktorlarından biridir. Ted’in adı aslında Andrew’dir. İşten döndüğü bir gün karısını gölün kenarında ki evde ıslak bir şekilde otururken bulur ve onun  çocuklarını gölde boğduğunu anlar. Karısının psikolojisi bozuktur. Bunu defalarca kez Andrew’e anlatmaya çalışmasına rağmen o tüm bunları görmezden gelmiştir ve sonunda karısı delirerek çocukları boğar. Andrew onları gölden çıkarır ve karısı ona ”Beni özgür bırak lütfen” der. Bunun üzerine karısını silahıyla vurarak öldürür ve zindan adasına getirilir. Doktorlar tüm bunları ona tekrar tekrar anlatmışlar fakat o her seferinde kendi kafasında kurduğu rolü tekrar yaşamaya başlamıştır. İki doktor Andrew i farklı bir yöntemle iyileştireceklerini düşünerek iki gün boyunca onu adada serbest bırakmışlar ve kafasında kurdukları role eşlik etmişlerdir. Andrew doktorların anlattıklarından sonra her şeyi yeniden hatırlar. Fakat tam iyileştiği sanılırken Chuck yanına gelir ve nası gidiyor der. O ise ”bu ada da garip şeyler oluyor chuck,burdan gitmeliyiz” der. Yani aslında iyileşmediği görülmektedir ve adadaki zindan hayatına devam eder. Doktorların tedavisi işe yaramamıştır. Film burada bitiyor dostlarım.

Ben filmi iki kez izledim ve ilk izlediğim de beni Ted’in yani aslında Andrew’in bir akıl hastası olduğuna ikna etmişti senaryo. Fakat 3 yıl aradan sonra bu filmi geçenlerde tekrar izledim. Filmin son  sahnesinde Chuck’la Andrew’in konuştuğu sahnede Andrew bir cümle kullanıyor ”Acaba hangisi daha kötü olurdu, bir canavar olarak yaşamak mı yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi?”. Andrew bu cümleyle adeta doktoru ters köşe yapar. O sahneye kadar Andrew’ın hiçbir şeyin farkında olmadığını ve kafasında yarattığı şeye inandığını düşünmüştüm. Fakat o cümleden sonra şunu anladım ki o aslında her şeyin farkındaydı ve sadece rol yapıyordu. Her şeyini kaybetmiş ve canavar olarak görülen bir adam olarak hayatına devam etmektense, iyi bir adam olarak anılıp burada ölmeyi tercih ediyordu.

Film bu noktadan sonra bende gerçekten bi ”vay be” etkisi yarattı. Asla tahmin edemediğim bir son, mükemmel denebilecek kadar iyi bir senaryo, ve izleyiciye duyguyu tam olarak geçirebilen oyuncularıyla bu film benden 10 üzerinden 10 almayı başardı.

Ve bu filmi izleyen birileriyle konuştuğumda anladım ki senaryo herkesin üzerinde farklı bir etki uyandırmayı başarmıştı.

Bu film kesinlikle benim en iyiler listemde yer aldı. Eğer izlemediyseniz emin olun çok şey kaçırıyorsunuz.

Eğer izlediyseniz, kendi yorumlarınızı,filmden çıkardıklarınızı benimle yorumlarda, instagramda ve facebook sayfamızda paylaşmayı unutmayın. Birlikte film üzerine daha fazla konuşabiliriz dostlarım.

Bir sonraki film incelemesinde görüşmek üzere.

sevgilerimle,

-Bayan Geveze ❤

Etiketler
1 Yorum
  1. Cevapla

    Serdartaf

    21 Temmuz 2018

    bayan gevezeden bu konularda artık ilerıdeki yıllarda duayen olabilicek bir ışık seziyorum.yani günümüzdeki öğrencilerin atılım konusunda yaşadığı büyük eksiklikleri düşünürsek kendisi bu yolda gayet güzel bir şekilde yol kadetmis olarak gördüm,umarım bol bol film izlemeyle ve bol bol yorum yapıcak bir serüveni olur.biz okurlarda artık üzerine düşeni yapmalı ve destek olmalıyız bu genç arkadasimiza.

Yorum Bırak

Bayan Geveze
Dünya

Yazmaktan ve konuşmaktan usanmayan. Henüz yolun çok başında bir radyo ,televizyon,sinema bölümü öğrencisi.

Yazarlarım
Bayan Geveze
Ara ve Bul